SANATTA KALIPLARI YIKAN AKIM:DADAİZM

Dadaizm Fransızca ‘da oyuncak at anlamına gelir ve 20 yüzyılın ilk çeyreğinde ortaya çıkmıştır. Bu akımın ismi Tristan Tzara tarafından gelişigüzel açılan bir sayfadaki dada kelimesinden alınmıştır. Tristan Tzara öncülüğünde ve bir grup şair tarafından kurulan bu akım Birinci Dünya Savaşından sonra kendini gösteren depresifliği ve karamsarlığı içinde barındırır. Birinci Dünya Savaşı’nın olumsuz etkileri bu sanat akımının ortaya çıkmasını sağlamıştır. Onlar bu savaşın barbarca olduğunu savundular ve katı entelektüel bakış açısını protesto ettiler. Var olan sanatsal düzen Dadaistler tarafından reddedildi ve mantıksızlık ön plana çıkarıldı.

Savaş sırasında ortaya çıkan Dadaizm 1919- 1920 yıllarında Fransa’da en güçlü dönemini yaşadı. 1922 yılına gelindiğinde ise etkisini yitirmeye başladı ve yerini sürrealist akıma bıraktı. Fransa ve diğer ülkelerde düzenlenen toplantılar sayesinde Dadaizm ilgi çekebilmeyi başarmış olsa da benimsediği temeller dayanıksız olduğu için varlığını uzun süre devam ettirememiştir.

Bu akıma mensup olan yazarlara ve sanatçılara göre hiçbir şey süreklilik arz etmez. Aklın ve mantığın değersiz olduğuna inanan Dadaistler estetik değerlere de önem vermediler. Kalıplaşmış bütün sistemleri, gelenekleri ve kuralları yok saydılar ve yıkmaya çalıştılar. İsyanı ve ümitsizliği ön planda tuttular. Dadaist akımına mensup olan yazarlar dilde, içerikte ve biçimde yeni deneyler yaptılar. Ayrıca ürettikleri eserlerde kafiye yada biçim kaygısı bulunmaz. Onlara göre hiçbir şey gerçek ya da doğru değildi. Çevrelerindeki her şeye şüpheyle yaklaştılar. Hatta onlar sanatı bile ortadan kaldırmayı düşündüler. Diğer yandan anarşist bir akım olmasına rağmen yine de Dadaizm akımı insan zihnini önyargılardan ve kalıplaşmış, geleneksel anlayıştan kurtardı.

Bu akım sanatta, edebiyatta ve tiyatro alanında etkili olmuştur. Savaşa ve toplumsal karmaşaya isyan eden Dadaistler Avrupa’da ortaya çıkan bu yenilikçi akımın temelini atmışlardır. 1916 yılında edebiyat alanında, kelimelerin anlamını yok sayan, estetik kurallara önem vermeyen ve çağrışımsal bir anlatım tarzını benimseyen bir anlayış geliştirdiler. Diğer edebi akımları gülünç buldular ve edebiyat alanındaki çabaların ve anlayışın anlamsız olduğunu savundular. 1. Dünya Savaşı sırasında toplumun içinde bulunduğu anlamsızlığı ve boşluğu, yazarların çalışmalarını mizahı kullanarak hiçe saydılar.

Marcel Duchamp

Tristan Tzara 23 Temmuz 1918 yılında Meise salonunda Dada Manifestosu ‘nu sundular. Tzara 1917 yılında ise Dada Dergisi’ni çıkardı. Ortaya çıktıkları dönemde şiddetli tepkiyle karşılandılar. Dadaizm’in temsilcileri arasında, bu akıma öncülük eden Tristan Tzara’nın yanı sıra Marcel Janco, Jean Arp, Marcel Duchamp, Hans Richter, Hugo Ball, Max Ernst, Beatrice Wood, Hannah Höch, Emmy Hennings ve Richard Hülsenbeck vardır.

Hugo Ball’in açtığı bir kafede 1916 senesinde bildirilerini yayınladılar. Birçok yayın ve dergi çıkardılar. Bunların içinde en önemlisi 1919- 1924 yılları arasında yayınlanan De Litterature dergisidir. Bu dergide Paul Eluard, Louis Aragon, Philippe Soupault ve Andre Breton gibi şairlerin döneme damgasını vuran yazıları ve şiirleri yayınlandı.

Dadaistler insanları şoke etmek ve toplumu hayrete düşürmek amacıyla çalışmalar ortaya koydular. Ortaya koydukları sanat eserleri klasik estetik anlayıştan oldukça farklıdır. Bildiğimiz sanat eseri anlayışının dışına çıkarak yeni sanat eserlerini oluşturmuşlardır. Ürettikleri eserlerde burjuva kesiminin aşağılık ve iğrenç yanlarına vurguda bulundular.

Dadaizm akımına mensup olan insanlar yerleşik dil biçimlerini yok sayarak bu dil biçimlerinin dışına çıkmışlardır. Böylelikle yeni dil kalıplarının oluşmasına öncülük ettiler. Onlara göre sanat yüceltildiği kadar önemli değildi. Ayrıca sadece göze hitap eden sanat eserlerini reddettiler ve geleneksel kalıpları yıkarak öncü bir rol üstlendiler.

Andre Breton

Dadaistler insanı varlıkların arasında en yücesi olarak kabul ederler. Bu yüzden insanın özgür olması gerektiğini savunurlar. Onlara göre özgürlüğüne kavuşan bir insan kendi yolunu bulabilir. Ayrıca Dadaizm tiyatro alanında da kendini göstermiştir. Fakat gerçeği inkar eden görüşü yüzünden büyük bir başarı sağlayamamıştır.

Geleneksel resim ve heykel anlayışları yenilikçi ve anarşist mesajlarını iletme de yetersiz kaldı. Bu yüzden sanattaki ilerlemeyi ve özgürlüğü malzeme ve nesne konstrüksiyonu, kolaj ve montaj gibi sanat tarzlarında buldular. Bunun en bilindik örneği Marcel Duchamp’ın bir pisuardan ibaret olan ‘Çeşme’si’ oldu. Zamanla bu eser ikonik bir sanat eseri haline geldi. Bu sanat akımı sayesinde kavramsal sanat ve pop- art gibi sanat hareketlerinin temelleri atıldı.